ORCAORCA
En İyiler
J

John Templeton

Hikayesi

John Marks Templeton, 1912'de Tennessee'nin küçük bir kasabası olan Winchester'da doğdu. Ailesinin sınırlı imkânlarına rağmen olağanüstü akademik başarısıyla Yale Üniversitesi'nde burs kazandı ve ardından Rhodes Bursu ile Oxford Üniversitesi'nde hukuk okudu. Bu Avrupa deneyimi, ona sadece Amerikan piyasalarına değil, dünyanın dört bir yanındaki fırsatlara bakan küresel bir bakış açısı kazandırdı — bu, o dönemde neredeyse hiçbir Amerikalı yatırımcının benimsemediği bir yaklaşımdı. Templeton'ı efsaneye dönüştüren karar, 1939'da, İkinci Dünya Savaşı Avrupa'da yeni patlak verdiği sırada alındı. Piyasalarda hâkim olan yaygın karamsarlığın aksine Templeton, savaşın er ya da geç sona ereceğini ve ekonomik toparlanmanın kaçınılmaz olduğunu öngördü. Elindeki tüm birikimi ve borç aldığı parayla, New York Borsası'nda hisse başına bir doların altında işlem gören 104 farklı şirketin her birinden yüz adet hisse satın aldı — bunların otuz dördü o sırada zaten iflas sürecindeydi. Toplam 10.400 dolarlık bu yatırım, dört yıl sonra, 1943'te elden çıkarıldığında 40 bin doları aşan bir getiriye dönüşmüştü. Bu işlem, Templeton'ın kariyeri boyunca sadık kalacağı felsefenin en net kanıtı oldu: "azami karamsarlık noktalarında" alım yapmak. Kendi ifadesiyle, "boğa piyasaları karamsarlıkta doğar, şüphecilikte büyür, iyimserlikte olgunlaşır ve coşkuda ölür — en kötümser an, satın almanın en iyi zamanıdır." 1954'te, ABD vergi avantajlarından yararlanmak ve gerçek anlamda küresel düşünebilmek için merkezini Bahamalar'ın Nassau kentine taşıdığı Templeton Growth Fund'ı kurdu. Bu fon, ABD'li bireysel yatırımcılara açılan ilk gelişmekte olan piyasalar odaklı fonlardan biri oldu ve neredeyse kırk yıl boyunca yıllık ortalama yüzde 15'in üzerinde getiri sağlayarak Templeton'ı milyarder yaptı. Templeton'ın yöntemi, sadece ucuz hisseleri değil, dünyanın en kötümser, en gözden düşmüş piyasalarını — savaş sonrası Japonya'yı, kriz dönemi Güney Kore'sini — tarayarak, oradaki en sağlam bilançolu ve düşük fiyatlı şirketleri bulmaktı; bu onu döneminin en cesur ve en özgün küresel yatırımcısı haline getirdi. Templeton yalnızca bir yatırımcı değil, aynı zamanda derin bir maneviyat ve bilim ile din arasındaki ilişkiye olan ilgisiyle de tanınırdı. 1972'de, o dönem Nobel Ödülü'nün maneviyat ve din alanına bir karşılığı bulunmadığını düşünerek Templeton Ödülü'nü kurdu; bu ödül bugün maddi değer bakımından Nobel Ödülü'nü bile geride bırakıyor. 1987'de İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından şövalyelik unvanıyla onurlandırıldı ve "Sir John Templeton" olarak anılmaya başladı; bu süreçte Amerikan vatandaşlığından vazgeçerek İngiliz uyruğuna geçti. 2008'de 95 yaşında hayatını kaybeden Templeton, kurduğu Templeton Vakfı aracılığıyla bilim, din ve özgür girişim alanlarında bugün hâlâ devam eden büyük bir hayırseverlik mirası bıraktı; yatırım dünyasında ise "küresel kontrarcı yatırımın babası" olarak anılmaya devam ediyor.