
Warren Buffett
Hikayesi
Warren Edward Buffett, 30 Ağustos 1930'da Omaha, Nebraska'da dünyaya geldi. Babası Howard Buffett bir borsa simsarı ve sonradan dört dönem Kongre üyeliği yapmış bir politikacıydı; küçük Warren daha çocuk yaşta evin sohbetlerinde hisse senetleri, bilançolar ve piyasa haberleriyle büyüdü. Altı yaşında büyükbabasının bakkalından aldığı çikletleri kapı kapı satan, on bir yaşında ilk hisse senedini alan bu çocuk, on üç yaşına geldiğinde zaten gazete dağıtımından kazandığı parayla gelir vergisi beyannamesi veriyordu. Nebraska Üniversitesi'nden lisans derecesini aldıktan sonra Columbia İş Okulu'na başvurdu; burada tanıştığı hoca, "değer yatırımının babası" Benjamin Graham, onun hayatının yönünü tamamen değiştirecekti. Graham'ın "Akıllı Yatırımcı" dersini alan Buffett, sınıfın aldığı tek A+ notunu kazandı. Mezuniyetin ardından Graham-Newman'da çalışmak istedi, ilk başvurusu reddedildi, ama ısrarı sonunda karşılığını buldu ve 1954'te firmaya girdi. Graham'ın 1956'da emekli olmasıyla Omaha'ya döndü ve kendi adını taşıyan Buffett Partnership Ltd.'i kurdu; ortaklarından topladığı sermayeyle piyasanın çok üzerinde getiriler üretti. 1962'de, dokuma üreticisi sıkıntılı bir şirket olan Berkshire Hathaway'in hisselerini 7,50 dolardan almaya başladı; 1963'te şirketin en büyük hissedarı konumuna geldi ve zamanla bu küçük tekstil firmasını dünyanın en değerli holding şirketlerinden birine dönüştürecekti. Kariyerinin dönüm noktalarından biri, 1963'teki "salata yağı skandalı" sırasında yaşandı: American Express'in hissesi bir dolandırıcılık skandalı yüzünden çakılmışken, Buffett şirketin asıl değerinin kredi kartı ve seyahat çeki işinde saklı olduğunu fark etti ve cesurca alım yaptı; hisse toparlanınca bu bahis onun "kalabalık korkarken açgözlü ol" felsefesinin en somut kanıtı haline geldi. Sonraki on yıllarda See's Candies, Coca-Cola, GEICO, Washington Post ve daha yüzlerce şirkete yaptığı yatırımlarla "Omaha Kahini" unvanını kazandı. Buffett'in yatırım felsefesi, Graham'dan devraldığı "güvenlik marjı" ilkesiyle başlayıp zamanla, ortağı Charlie Munger'ın etkisiyle "makul fiyata harika şirket almanın, harika fiyata makul şirket almaktan daha iyi olduğu" anlayışına evrildi. "Yetkinlik çemberi" dışına çıkmama, uzun vadeli düşünme, borsanın günlük dalgalanmalarını yok sayıp bir işletmenin sahibi gibi düşünme onun temel prensipleri oldu. Sadeliğiyle de tanınır: hâlâ 1958'de satın aldığı mütevazı evde yaşar, günlük Coca-Cola ve McDonald's kahvaltısını tercih eder. Servetinin büyük bölümünü hayır kurumlarına, özellikle Bill & Melinda Gates Vakfı'na bağışlayacağını açıklayan Buffett, "Giving Pledge" (Bağış Sözü) girişiminin de öncülerinden biri oldu. Bugün hâlâ her yıl yayımladığı Berkshire Hathaway hissedar mektupları, dünya çapında milyonlarca yatırımcı ve öğrenci tarafından bir yatırım inciline dönüşmüş durumda; sadelik, sabır ve disiplinin bileşke faizle birleştiğinde neler yaratabileceğinin en canlı kanıtı olarak yatırım tarihine geçti.
Fotoğraf: Wikimedia Commons (Kamu malı (ABD federal hükümeti çalışması))
